Haber

Övgün Ahmet Ercan: “Deprem Allah’ın izniyle değildir.

HABER: ÇAĞATAN AKYOL – Kamera: ADEM KARABAYIR

Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Jeofizik Mühendisleri Odası’nın düzenlediği toplantıda deprem bilimci, jeofizik mühendisi Prof. .’ Yapabiliriz” dedi. Deprem ülkesi olan Türkiye’de inşaat mühendisliği ve mimarlık fakültelerinde deprem alanında ders verilmemesine tepki gösteren Ercan, “Akıllara durgunluk verecek bir olay değil. Ne büyük eksiklik.” Jeofizik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Şevket Demirbaş da yerel yönetimleri jeofizik mühendisi çalıştırmaya davet ederek bir daha imar affı çıkmamasını istedi.

Kahramanmaraş’ta 10 ilde 7,7 ve 7,6 büyüklüğünde yıkıma neden olan depremlerin ardından TMMOB Jeofizik Mühendisleri Odası bugün Mimarlar Odası İstanbul Büyükşehir Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi. Jeofizik Mühendisleri Odası Genel Başkanı Şevket Demirbaş, Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yürütme Kurulu Başkanı Burak Çatlıoğlu, sarsıntı bilimcisi Prof. Dr. Ovgun Ahmet Ercan, Prof. Dr. Bülent Kaypak ve Prof. Dr. Mehmet Emin Candansayar konuşmacı olarak katıldı.

PROG. Dr. ERCAN: BU BİNANIN YIKILMASINDAN 1950’DEN BERİ YÖNETİMLER SORUMLU

Toplantıda ilk olarak konuşan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan, Salı günü tetkikler için Hatay’a gideceğini söyledi. Ercan dedi ki:

“Aslında 1950’den itibaren ülkeye ‘özgürlük’ geldi. Herkes istediğini yapabilir. Dileyene hilafeti getirmek gibi adımlar atıldı. Köyden kente bir göç başladı. 1950’de Köylü oranı yüzde 70, kentte yaşayanların oranı ise yüzde 30. Şu anda köylü oranı yüzde 9, kentli oranı yüzde 93. Türkiye tarım ve hayvancılık yapamıyor. Her zamanki köylerden çaresizce şehre gelenler. gecekondularını büyük şehirlerin çeperlerine inşa ettiler.Daha sonra her seçim döneminde gelen imar aflarıyla tek katlı gecekondular önce 2, sonra 3, sonra 4, sonra 5 katlı yapılara dönüştü. Bunların hiçbiri sanat yapıları değil.Dolayısıyla tüm bu yapım ve yıkımların sorumlusu sadece mevcut yönetim değil, 1950’den bu yana gelen yönetimlerdir.Çünkü hepsinin tavrı aynıydı.2007 yılında, , “Türkiye’de belediyeler hiçbir şey yapmadı” asla doğru değil. Özellikle İstanbul Belediyesi’nde İstanbul’un 1/5000’lik zemin yapı haritası yoktu, bunlar yapıldı. İstanbul’un jeofizik davranış haritasında ası yoktu, bunlar yapıldı. İstanbul’da detaylı çalışmalar yapıldı. Yani Mikrosonasyon çalışmaları İngilizce olarak yapılmıştır. 250 metreden 250 metreye kadar bütün İstanbul’u ince işçiliklerle biliyoruz. Yine İstanbul tamamlanmamış olmasına rağmen ilçe ve mahallelerin yapı özellikleri belirlendi.

“PARA OLMADIĞI İÇİN İSTANBUL DEPREM İÇİN HAZIRLANMADI”

Kentsel dönüşümle ilgili yapılacaklar planlandı ama buradaki sorunlardan biri para değildi. (Ekrem) İmamoğlu Bey’in dediği gibi ‘Kentsel dönüşüm için 25 milyar dolara ihtiyacım var’. Bu da olmadığı için bizim anladığımız anlamda kentsel dönüşüm yapılmadı. Bunun yerine yapısal dönüşüm yapılmaya başlandı. Yapısal dönüşümler ancak varlıklı kişiler tarafından yapılabilirdi çünkü müteahhitler farklılık istiyordu. İstanbul depreme hazırlanamadı. Yani parası olmadığı için hazırlanamadı. Depremin asıl eziyeti, eğer bir ülke fakirse ve eğitim açısından gelişme düzeyi düşükse, depremin ölüme çok yakın olduğu anlamına gelir. Peki Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Osmaniye olaylarını bir daha yaşamamak için günümüz şartlarında ne yapmalıyız? Sarsıntı Yönetmeliği Jeofizik Mühendisleri Odası’nı tam olarak tatmin etmese de yapı denetim kuruluşları kuruldu. Bu çok olumlu bir olaydı ama yapılar baştan denetlendi, 2007’den sonra sulandı. Sulamanın yapılma sebebi, binayı yapan ve devralan kişinin yapı denetim kurumlarının seçimi ve parasıydı. 2019 yılında bu kez bingo ile yapı kontrol kuruluşları seçilmeye başlandı ancak sorun yine çözülemedi. Çünkü depremde yıkılan binaların yüzde 20’si zeminden, yüzde 80’i yapısal sorunlardan kaynaklanıyor. Bu görülmedi.

“YAPI DENETİM KURULUŞLARININ İSİMLERİ ‘YER YAPI DENETİM KURULUŞU’ OLARAK DEĞİŞMELİDİR”

Bunu düzeltmek için önerimiz yapı kontrol kuruluşlarının adının ‘Zemin Yapı Denetim Kurumu’ olarak değiştirilmesidir. Sadece ismen değil, zemin yapı kontrol kuruluşlarının hem zemini denetlemesi hem de yapıları denetlemesi gerekir. Zeminin davranışını, canlılığını ve durağan ve sarsıntılı koşullarda zeminin davranışını belirleyen, zeminle ilgili mühendislik dalları, jeofizik. Çünkü deprem, jeofiziğin bir uzmanlık alanıdır. Başka hiçbir bölümün birincil uzmanlık alanı deprem değildir. Bazı inşaat mühendisleri ‘Jeofiziğin burada, yapılarımızda ne işi var? Çünkü yapı incelemelerinde kullandığı tüm cihazlar jeofizik cihazlardır. Hasarsız yapı diye bir şey yoktur, jeofiziksel yöntemlerle yapısal incelemeler yapılır. O halde bu işten bir lokma ekmek, bir pasta vermemek için çaba gösteremez. En büyük çaba, insanların bir mühendis olarak yaşam hakkını gizli tutmak ve korumaktır. Zemin yapı kontrol kuruluşlarının her biri ekiplerine bir jeofizik mühendisi, jeoloji mühendisi ve jeoteknik mühendisi istihdam etmek zorundadır. Yetkilendirilmeleri gerekir. Jeofizik mühendisleri, yapı kontrol organizasyonu kurabilecek yeterlilikte kişilerdir. Zemin yapı kontrol kuruluşlarının aynı zamanda sigorta şirketi olması gerekmektedir.

“BİNA YOK OLURSA DENETLEME KURULUŞLARI HAMMURABİ YASALARINDAKİ GİBİ FAZLA BEDELİ ÖDEMELİDİR”

Bu nedenle ileride bir sarsıntı olursa, Hammurabi’nin Motamot Maddeleri’nde olduğu gibi o yapı yıkılırsa, kontrol kurumları kaybolan binanın bedelini kat kat ödemeli ve orada ölenlerin tazminatını da ödemeli, Yetmedi, zemin yapı kontrol teşkilatı belgesi bu şahısların elinden sonsuza kadar alınmalıdır. Ayrı olarak, affedilmemelidir. Bunu çapraz teminatlandırmak için yapılacak bir diğer şey de bina güvenlik belgesidir. Yani her binanın mutlaka bir zemin bina güvenlik belgesi olmalıdır. Jeofizik mühendisleri tarafından zemin davranışının belirlenmesi; Taşıyabilme gücü, salınım periyodu, titreşim ölçümleri ile sarsıntı durumu, yapının yönüdür… Örneğin Rönesans yapısının temel çökme sebebi depremin yönüdür. Uzun ekseni ana ivme darbesinin yönüne dik olduğu için Aydınevler’de olduğu gibi Yalova’da da özellikle Rönesans yapıları hatasız yıkılmıştır. Bu sadece yapının doğasından kaynaklanmaz. Şimdi inşaat deyince sadece inşaat ve mimarlık olmuyor. O bina bizim yerimizin üstünde.

“JAPONYA VE AMERİKA’NIN GÜZEL ÖRNEKLERİNİ TÜRKİYE’DE YAPABİLİRİZ”

53 yıldır o depremden o depreme gidip geliyorum. Hep söylenir, ‘Deprem kaderdir, hayat kaderdir’. Hayır öyle değil. Dolayısıyla Türkiye’de Japonya ve Amerika’da güzel örnekler yapabiliriz. Artık bu kadar yeter. Artık yeter. O zaman ‘bu pastadır’ olayını profesyonel çıkarlara bırakalım. Şu an işin en farklı yönlerinden biri kasaplık, manavcılık yapmak ama yetmiyor kasap inşaat da yapıyor. Bu mümkün mü? Jeofizik Mühendisleri Odası olarak yapıların sadece inşaat mühendisleri ve mimarlar tarafından yapılmasını destekliyoruz. Bu iş artık burada bitmeli. Yapıların uzman inşaat mühendisleri tarafından yapılması gerekir. Ülkemiz birinci derece deprem ülkesi ama bunu biliyor musunuz? İstanbul Teknik Üniversitesi’nden emekli öğretim görevlisiyim. Teknik Üniversite de dahil olmak üzere inşaat mühendisliği mezunu olan hiç kimse deprem dersi yani sismoloji dersi almaz ve asla okumaz. Deprem ülkesinde inşaat mühendisleri, depremlerin yapılarla ilişkisi üzerine sismoloji dersleri almazlar, mimari de almaz. Bu mantıklı bir şey değil. Ne büyük eksiklik.

“İLK YÖNETMELİKLERİMİZ DEPREM OLMAYAN ALMANYA’DAN KOPYALANDI VE BU HALA DEVAM EDİYOR”

İlk yönetmeliğimiz depremsiz Almanya’dan kopyalandı ve bu hala devam ediyor. Şiddetle değiştirilmesi gerekiyor. Tüm İnşaat Mühendisleri Odalarında deprem dersi açılmalı ve jeofizik öğretim üyeleri tarafından verilmelidir. Yetmedi, bu ders ‘uygulamalı deprem bilimi’ olarak verilmeli. Ayrıca inşaat ve mimarlık fakültelerinde yapı ve inşaat fiziği okutulmalıdır. Emekli olduktan sonra iki inşaat fakültesinde ders verdim. Orada bu kursları açtım. İnşaat mühendisleri çivi gibi çıktı. Bu nedenle özellikle YÖK’ten, inşaat fakültelerinden ve inşaat öğretim üyelerinden rica ediyorum. Yani, çünkü yapılar bizi öldürüyor. Yapıcı deprem bilimi, yapı ve inşaat jeofiziği okumazsa halimiz ne olacak?”

BÜLENT KAYPAK: DEPREM HAKKINDA SAÇMA İNŞAAT TEORİLERİ ÜRETİLİYOR

prof. Bülent Kaypak, “Deprem basınında ve sosyal medyada depremin oluşumuyla ilgili komplo teorisi gibi bazı teoriler üretildi ve deprem ‘Hayır, bu teknikle üretildi, hayır’ denildi. , bu ülke deprem üretti’ ve en son haberlerde, uzaydan, çağdan ve bilimden sopa fırlatmak gibi saçma sapan olayları bile dışarıdaki taraflara taşıyor”.

MEHMET EMİN CANDANSAYAR’DAN İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI’NA TEPKİ: JEOFİZİK MÜHENDİSLİĞİ SORUMLU OLDU

prof. Dr. Mehmet Emin Candansayar, TMMOB’ye bağlı bir diğer oda olan İnşaat Mühendisleri Odası’na da tepki gösterdi. İnşaat Mühendisleri Odası’nın “Jeofizik Mikrotremor Tekniği İle Mevcut Binaların Deprem Etkilerine Karşı Riskleri Belirlenemez” başlığıyla yayınladığı bildiri için Candansayar, “Bunu duyurmaktan büyük üzüntü duyuyoruz. Odayı bekliyoruz. İnşaat Mühendislerinin bir an önce düzeltmesini rica ederiz.Çünkü kimin yazdığını dahi bilmediğimiz bir konuda hiç kimse bir meslek grubunu karalayamaz.”

BURAK ÇATLIOĞLU: İSTANBUL’DA BİRÇOK BELEDİYEDE ETÜT RAPORLARINI DEĞERLENDİRECEK JEOFİZİK MÜHENDİSİ YOK

Burak Çatlıoğlu, İstanbul’daki 39 ilçe belediyesinin çoğunda yapılan zemin etüt raporlarını zeminde ve raporda değerlendirecek jeofizik mühendislerinin eksikliğine de dikkat çekti. Çatlıoğlu, “Bu bir iddia değil. İsterseniz siz de araştırın. İsterseniz size bu ilçe belediyelerinin isimlerini tek tek vereceğiz” dedi.

ŞEVKET DEMİRBAŞ: BU FELAKETİ BİR DAHA YAŞAMAK İSTEMİYORUZ

Şevket Demirbaş ise tüm mühendislik alanlarının multidisipliner bir şekilde çalıştığını vurgulayarak, “Yasa koyucular, yasa koyucular mühendisler olarak bizi ayırmasın” dedi. Demirbaş sözlerini şöyle sürdürdü:

“Birlikte çalışalım diyoruz. Birlikte bu işin önüne geçelim, ortaklar olarak sorularımızı birlikte çözelim. , TMMOB’un denetim yetkisi vardı.Hala var ama yeterli değil.2013 yılında İmar Kanunu’nda yer alan bir unsur ile odaların kontrolü elinden alındı.Bu kontrol kaldırıldı ama odaların kontrol edilebilmesi için bir sistem olması gerekiyor. bunu izleyin.Bu denetim yapı denetim şirketlerine verildi.Yapı denetim şirketlerinin de denetlenmesi gerekmeye başlandı.Bunları yerel yönetimler yapacak.Oda olarak defalarca başvurmamıza rağmen “Mutlaka jeofizik mühendisi istihdam edin, biz bir felaketler ülkesi Birçok doğal afet vardır. En önemlisi deprem. Bu bölgelerde yetişmiş jeofizik mühendisleri rapor denetimi uygulamasından büyük fayda sağlayacaktır. aksın’. Maalesef gelen yazılara bakarsanız bunu çok kolay cümlelerle yıllarca yapmışlar. “Normal bir kadromuz yok. Önce değerlendireceğiz” dedi. Pahalı yapan belediye yöneticilerine teşekkür ediyorum ama birden fazla atlandı. Bugün hiçbir yapıyı mekandan ayıramazsınız. 81 ilimiz binin üzerinde olduğu tahmin ediliyor, toplarsanız 100-150 jeofizik mühendisi yok.Onlar başka alanlarda da jeofizik mühendisi çalıştırıyorlar.Lütfen yerel yöneticiler jeofizik mühendisi çalıştırsınlar. Özellikle şoklar ülkesiyiz, bu felaketi bir daha yaşamak istemiyoruz.

“Ey YASAKLAYICILAR, MÜHENDİSLERİ BAĞLAMAYIN”

Yer bilimcileri istihdam edeceksiniz. Muayenelerini yapacaklar. İnşaat mühendisleri istihdam edeceksiniz. Binayı da denetleyecekler. Sağlıklı evlerde ve sağlıklı binalarda yaşamak istiyoruz. 99 sallantısını milat kabul edersek geldiğimiz yol bir arpa boyu. 40.000’den fazla insanımız öldü. 100.000’den fazla yaralı var. Bunu bir daha yaşamak istemiyoruz. yaşamak istemiyorum Çocuklarım yaşamak istemiyor. Torunlarımın yaşamasını istemiyorum. Onun için ey kanun koyucular, kanun koyucular; Mühendislerin elini kolunu bağlamayın. Burada bilim ve tekniği uygulamaya çalışıyoruz. Hiçbir meslekle çatışmak istemiyoruz. Bizi birbirimize düşürme. Bu ortak noktalarda buluşabileceğimiz kadar çok unsur getirin. Her bilim dalının kendine has özellikleri vardır. Bunları entegre edelim. Tüm gelişmiş ülkeler, modern ülkeler bunu yakaladı. Entegre oldular. Kimsenin diğerine üstünlüğü yoktur. Herkes görevini yapıyor. Kontrol düzeneğinde yanlış olan bir şey yok. Çok kolay bir şekilde televizyonda konuşan Japon bilim adamlarını gördük. Bunu yıllardır söylüyoruz. Karşı konulamaz bir entegrasyon gereklidir.

“İMAR AFFINI ŞİMDİ ÇIKARMAYIN”

Gün gelir, bu halde gidersek dışarıdan jeofizik mühendisleri ithal etmek zorunda kalırız. Bu adamları yükseltelim. Demek ki istihdamın önündeki engeli kaldırırsanız, işsizliği ortadan kaldırırsanız Türkiye’de muhtaçlık olur. Türkiye’de jeopolitik mühendislere büyük ihtiyaç var. Bunları ortadan kaldırmadığınız sürece bu lanetler devam edecek. Yapı kontrol şirketleri sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir. Günümüz uygulamalarının büyük bir kısmı yapı denetim firmalarının, firmaların eksik uygulamalarından kaynaklanmaktadır. Lütfen şimdi bizi duyun. Yasak yapanlar artık imar affı çıkartmayın. 2018’de ‘İmar için af çıkartmayın ya da çıkarmayın’ diye bir açıklama yayınlamamıza rağmen şu an bilmiyorum ama olacak. Eninde sonunda raporlarda göreceğiz. Oradaki imar affından kaç tanesi yararlandı tahmin edin. İstanbul’da da var. İmkansız. Bilim ve teknolojiye aykırı imar affı çıkarılamaz. Ülkemiz bu imar affından bıktı. İnsanlar alıştı. İnsanlarımızı yanılttılar. ‘Kaçak bir yapıyı daha ortaya çıkaracağım. Nasılsa imar affından geri kalan geliyor’ diyor. Hükümetler onları kullandı. Hem önceki hükümetler hem de mevcut hükümet bunu yaptı. 18 imar affı çıktı. Ondan önce çok yayınlandı. Biz mühendisler olarak bundan sonra bilim ve teknikle bağdaşmayan yaklaşımlara kesinlikle izin vermeyeceğiz. Biz de yapmamalıyız. Dilerim sesimizi, feryadımızı duysunlar.”

İŞSİZ JEOFİZİK MÜHENDİSİ: BİZE İSTİHDAM GETİRİN

Ankaralı işsiz bir jeofizik mühendisi olan Merve Şeker, birçok meslektaşının farklı işlerde çalışmak zorunda kaldığını belirtti. Şeker, “Yıllardır kadro için haykıran jeofizik mühendislerinin sesinin önce ülkemiz sonra kendimiz için gereken ve ertelenen değeri göstermesini ve Türkiye’deki yerini teslim ederek gerekli istihdamı sağlamasını talep ediyoruz. kanun.”

mecitozuhaber.com.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu